Atatürkün Basınla (İletişimle) İlgili Söylediği Sözler

Atatürk’ün basınla ilgili söylediği sözlerden önce bir Amerikalı bir gazetecinin Atatürkle yaptığı röportaj ve ayrıntılarından bahsetmek istiyorum.Kurtuluş Savaşı sırasında Türk Halkı’nın bağımsızlık mücadelesini haber yapmak isteyen Amerikalı gazeteci Clarence Streit Anadoluya geldi.Streit’in yazılı verdiği 19 soruya Mustafa Kemal 9 sayfa Fransızca cevap yazdı.Sonra Atatürk’ün Ankaradaki konutunda 2 saatlik bir röportaj gerçekleşti.
Amerikalı gazeteci Mustafa Kemal’i şöyle anlattı : Tarih Mustafa Kemal Paşa’yı yeni devletin kurucusu olarak tanıyacak.Ek olarak aldığı kişisel notlarında ise Mustafa Kemal’i kültürlü,kibar ve iyi giyinen bir lider olarak anlattı.
Amerikalı gazeteciden ; Benimle 2 saat boyunca rahatça Fransızca konuştu.40 yaşındaydı ama daha genç gösteriyordu.Geniş alnı,ağız ve çene yapısıyla tam bir savaşçının hatlarına sahipti.Ama onu gözlüklü ve kalpaksız gördüğünüzde bir profesör izlenimi veriyordu.Yaşam biçimi ve liderliğinde gösterişten,kendini beğenmişlikten eser yoktu.O,doğuştan bir lider.Onunla konuştuktan sonra halkının ona neden güvendiğini anladım.Uğruna can verilebilecek bir adam.Amerikalı gazeteci Mustafa Kemal’in savaş dönemi olmasına rağmen sık sık halkın arasına katıldığını anlatıyor.

Atatürkün Basınla (İletişimle) İlgili Söylediği Sözler:

    • Basın, milletin müşterek sesidir. Bir milleti aydınlatma ve irşatta, bir millete muhtaç olduğu fikrî gıdayı vermekte, hulâsa bir milletin hedefi saadet olan müşterek bir istikamette yürümesini teminde, basın başlı başına bir kuvvet, bir mektep, bir rehberdir. (1922)
    • Basın hürriyetinden doğan mahzurların giderilme vasıtası, yine basın hürriyetidir. (1925)
    • Basının tam ve geniş hürriyeti iyi kullanmasının, ne derecede nazik bir vaziyet olduğunu söylemeye lüzum görmem. Her türlü kanuni kayıtlardan evvel bir kalem sahibinin ilme, ihtiyaca ve kendi siyasi telakkilerine olduğu kadar vatandaşların hukukuna ve memleketin, her türlü hususi telakkilerin üstünde olan, yüksek menfaatlerine de dikkat ve hürmet etmek manevi zorunluluğu, asıl bu mecburiyettir ki umumi düzeni temin edebilir. Bununla beraber bu yolda yanılma ve kusur olsa bile; bu kusuru düzeltecek etken ve vasıta; basın hürriyetinden doğan mahzurların giderilme vasıtası, yine basın hürriyetidir. (1924)
    • Cumhuriyet devrinin kendi anlayış ve ahlâkını taşıyan basınını yine ancak Cumhuriyetin kendisi yetiştirir. Bir taraftan geçmiş devir gazetelerinin ve adamlarının düzeltilmesi mümkün olmayanları ulusun gözünde belirlenirken, öte taraftan Cumhuriyet basınının temiz ve feyizli sahası genişleyip yükselmektedir. Büyük ve soylu ulusumuzun yeni çalışma ve uygarlık yaşamını kolaylaştırıp özendirecek işte ancak bu anlayıştaki basın olacaktır. (1 Kasım 1925, TBMM)
    • Gazeteciler, gördüklerini, düşündüklerini, bildiklerini samimiyetle yazmalıdır. (1929)
    • Gazeteciler, kanunun ve umumun menfaatlerinin aksine muamelelere şahit ve vakıf oldukları takdirde gerekli yayında bulunmalıdır. (1923)
    • Matbuat hiçbir sebeple tahakküm ve nüfuza tabi tutulamaz. (1923)
    • Türkiye basını milletin gerçek ses ve iradesinin doğduğu yer olan cumhuriyetin etrafında çelikten bir kale oluşturacaktır.
    • Özel maksatla neşriyat yapan bazı gazetelerin, halkın ekseriyeti üzerinde yaptığı tesir, her memlekette olduğu gibi o gazetelerin lehinde değildir. (1924)
    • Önem ve yüceliği cihan medeniyetinde açıkça kendisi gösteren basına, hükümetimizin birinci derecede önem vermesi; bu hususta sarf edeceği mesaiyi, millete ifa ile mükellef olduğu hayırlı hizmetlerin baş tarafına koyması yüksek Meclisin kesinlikle isteyeceği hususlardandır. (1 Mart 1922)
    • Bir düşünce kalesi, düşünce yolu kalesi. Basın görevlilerinden bunu istemek, cumhuriyetin hakkıdır. (05.02.1924)
Yazımızı arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir